11Makale · · 3 dk okuma
Özgürlük Kimin İçin? Liberal ve Sosyalist Tanımlar
Liberalizm özgürlüğü bireyin devletten korunması olarak tanımlar; sosyalizm ise onu toplumsal eşitlikle sınırlar. Peki liberalizmin kendisi bu tanımda ne kadar sabit kaldı?
Liberal özgürlük: müdahaleden korunmak
Liberal düşünce bireysel özgürlüğü merkeze alır. Bireyin hakları ve özgürlükleri devletin müdahalesinden korunmalıdır. Kendi hayatını yönetme hakkı, düşünce ve ifade özgürlüğü, mülkiyet hakları bu çerçevenin temel taşlarıdır. Liberalizm, bireyin toplumsal şartlara bağlı olmadan kendi tercihini gerçekleştirmesini savunur.
Buradaki özgürlük tanımı negatiftir: birey, başkalarının zorlamasına ya da müdahalesine maruz kalmadığı sürece özgürdür. Isaiah Berlin'in ayrımıyla söylersek liberalizm "negatif özgürlüğü", yani engelin yokluğunu merkeze alır.
Buna karşılık liberalizmin sınırsız bir özgürlük savunduğunu söylemek yanlış olur. Mill'in zarar ilkesi tam da bu sınırı çizer: bireyin özgürlüğü, başkasına zarar verdiği noktada meşru biçimde kısıtlanabilir. Liberal gelenekte tartışma özgürlüğün sınırı olup olmadığı değil, sınırın nereden ve kim tarafından çizileceğidir.
Sosyalist özgürlük: imkâna sahip olmak
Sosyalist düşünce toplumsal özgürlüğe vurgu yapar. Toplumsal adalet, eşitlik ve kolektif refah önceliklidir. Sosyalistler bireysel özgürlüğün toplumsal adalet ve eşitlikle sınırlanması gerektiğini savunur. Toplumsal özgürlük; ekonomik eşitlik, gelir dağılımında adalet, erişilebilir sağlık ve eğitim gibi unsurları içerir.
Gerekçeleri şu: özgürlük yalnızca müdahalenin yokluğu olarak tanımlanırsa, piyasada güçlü olanın zayıfı sömürmesi ve eşitsizliğin derinleşmesi engellenemez; devlet tarafsız kaldığı için değil, tam da tarafsız kaldığı için mevcut güç dağılımını korur. Dolayısıyla bireysel özgürlüğün sınırlandırılması, toplumsal eşitliği sağlamanın aracıdır.
İki yaklaşım arasındaki gerçek ayrım şurada: liberalizm için özgürlük bir engelin yokluğu, sosyalizm için bir imkânın varlığıdır. Önündeki engel kalkmış ama imkânı olmayan birinin özgür sayılıp sayılmayacağı, tartışmanın düğüm noktasıdır.
Liberalizm kendi içinde: klasikten moderne
Liberalizmin kendisi de sabit kalmadı.
Klasik liberalizm, 18. ve 19. yüzyıllarda Aydınlanma filozofları ve iktisatçıları tarafından geliştirildi. Ulusların Zenginliği ile merkantilizme karşı serbest piyasayı savunan Adam Smith, özgürlük üzerine yazan John Stuart Mill ve Jeremy Bentham bu geleneğin öncüleridir. Klasik liberaller bireysel özgürlük, hukukun üstünlüğü, özel mülkiyet ve piyasa ekonomisini savunur; devletin özgürlükleri korumak dışında mümkün olduğunca az müdahale etmesi gerektiğini düşünür.
Modern liberalizm 20. yüzyılda ortaya çıktı ve klasik liberalizmin bazı temellerini sorguladı. Modern liberaller bireysel özgürlük kadar bireysel eşitliğin de önemli olduğunu düşünür; devletin yalnızca özgürlükleri korumakla kalmayıp sosyal adaleti sağlamak için de müdahale etmesi gerektiğini savunur. Eğitim, sağlık, emeklilik gibi alanlarda devlet desteğini gerekli görür.
Ortak kalan ve ayrışan
Her iki liberal çizgi de anayasal hükümeti, liberal demokrasiyi ve hukukun üstünlüğünü destekler; ifade, inanç ve basın özgürlüğü gibi sivil özgürlükleri savunur. İkisi de bireyin mülkiyet dahil temel haklara sahip olması gerektiğini kabul eder ve devletin belirli sınırlar içinde tutulmasını ister.
Ayrışma devletin rolünde. Klasik liberalizmde devlet mümkün olduğunca küçük olmalıdır; modern liberalizmde sosyal refahı desteklemek ve eşitsizliği azaltmak için daha aktif rol oynamalıdır. Klasik liberalizm bireysel özgürlüğü toplumun üzerinde öncelikli sayarken, modern liberalizm bireysel özgürlükle toplumsal refahı dengelemeyi hedefler.
Buradan çıkan
Modern liberalizmin devlet müdahalesine açılması, sosyalist eleştirinin liberal düşünce içinde kısmen karşılık bulduğunu gösteriyor. Yani tartışma iki kapalı blok arasında geçmedi; taraflardan biri diğerinin itirazını kendi çerçevesine taşıdı.
Bugün refah devleti uygulamalarının hem liberal hem sosyal demokrat gelenekler tarafından sahiplenilmesi de bundan. Ayrım tamamen silinmiş değil, ama sınır çizgisi ilk kurulduğu yerde durmuyor.
Kaynakça
- Berlin, I. (1958). Two Concepts of Liberty. (Türkçesi: "Özgürlüğün İki Kavramı", Hürriyet Üzerine Dört Deneme içinde, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.)
- Mill, J. S. (1859). On Liberty. (Türkçesi: Özgürlük Üzerine, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.)
- Smith, A. (1776). An Inquiry into the Nature and Causes of the Wealth of Nations. (Türkçesi: Ulusların Zenginliği, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.)
- Rawls, J. (1971). A Theory of Justice. Harvard University Press. (Türkçesi: Bir Adalet Teorisi, Phoenix Yayınevi.)
- Heywood, A. (2012). Political Ideologies: An Introduction. Palgrave Macmillan. (Türkçesi: Siyasi İdeolojiler, Adres Yayınları.)
- Macpherson, C. B. (1962). The Political Theory of Possessive Individualism. Oxford University Press.
Bu yazıyı alıntılamak için
Kandemir, V. (2023). Özgürlük Kimin İçin? Liberal ve Sosyalist Tanımlar. Vedat Kandemir. https://vedatkandemir.com/ozgurluk-kimin-icin-liberal-ve-sosyalist-tanimlar.html